BİR DÜŞTE MASALLAR YAZARKEN KENDİME..
Bir oyun bu .. Her oyun gibi kuralları var : İlk kural - Bildiğin bütün kurallardan kurtul ! İkinci kural - Akışa engel olma! Son kural ; Elini uzat, Gözlerini kapa ve Beni hisset ! Gerisiii falan filan işte :) ;) :)
10/19/2016
yazmak, yazmak, yazmak ... elimden gelen sadece bu.. sustuğum zaman bana nefes aldıran tek şey bu ; yazmak. kaç zaman oldu? sahi, neye kaç zaman oldu? bu soruyu sorarken aklımdan o kadar çok şey aynı anda geçti ki geride sadece tozlu bir boşluk kaldı ? içimin tozlu boşluğunda biriktirdiğim anılara bakıyorum.. unutmayayım diye biriktirilmiş otobüs, uçak, tiyatro, sinema, müze ve bilumum bir sürü bilet, kalemler, kokular, kartvizler, silgiler, taşlar, mendil üzerine yazılmış yazılar, minyatür oyuncaklar, kimlerle gidildiği not alınan kafe kartları.. bir kutu dolusu hayat.. bir kutu hayat.. kutu hayat!
5/06/2016
Bugün yeniden başladığımız zamanın üstünden bir sene geçti. Sen yine yoksun. Ben yine sensiz senin hayalinle..Zaman bize bir şey öğretememişe benziyor.. Sen ... dedim kaldım mesela ben.. sen de Ben dedin sustun..Yeni ay, hıdrellez, doğum günüm, yıl dönümümüz , yine senin sessizliğin, benim bekleyişimle geçti.. Artık eskisi kadar üzülmüyorum sadece.. yokluğun ve varlığın sanki bir şey değiştirmez olmuş.. yokken de varmış gibi sevip varken de gidecekmişsin gibi korkuyorum.. çok şey yazacaktım.. Ama bu defa da gözyaşlarına yer bırakmak zorunda kaldım.. iyi geceler.. belki bir gün ..zaman bazı şyleri değiştirmiyor dedim ya.. hala bir umut sana tutunuyorum
3/19/2015
içmeyi unuttuğun çay sana der ki: Hayat bazen garip süprizler yapar.. yaşadığın şeyin rüya mı gerçek
mi olduğunu anlamaya çalışırken içine bir şey oturmuştur çoktan . mesela oturan şey mutluluk mu hüzün mü onu bile bilmezsin ama yaşamana engel değildir .. vel hasıl çay seslenir: hey arkadaş hayat bu işte.. ne zaman ne olacağı bilinmez anlamadın mı daha? ve hayat bazen garip süprizler yapar!..
işte bunun üstüne soğusa da o çay içilir. bergamut kokusu yerindedir ve sen gülümsersin :)
KAR KESTİ YOLU
Kar kesti yolu
Sen yoktun
Oturdum karşına dizüstü
Seyrettim yüzünü
Gözlerim kapalı
Gemiler geçmiyor
Uçaklar uçmuyor
Sen yoktun
Karşında duvara dayanmıştım
Konuştum, konuştum, konuştum
Ağzımı açmadım
Sen yoktun
Ellerimle dokundum sana
Ellerim yüzümdeydi diyor Nazım Hikmet .. tam da şehre karın yağdığı ve yokluğunun buz gibi bastırdığı bir zamanda bu şiirin karşıma çıkması belki biraz acımasız oldu ama hep böyle değil midir zaten? hazırlıklı olmadığın zamanda gelir bir şeyler.. uzun zamandır yazmıyordum. parmaklarımın kalbimin kelimelerini kullanırken zorlandığını görüyorum. harflerin yan yana gelmekte zorlanması benim mi onlara artık uzaklaşmamdan yoksa onların mı beni incitmemek için yan yana gelmemek için direnmesinden bilmiyorum . tek bildiğim artık hiç bir şeyi zorlamadığım ve her şeyi kendi akışına bıraktığım..
Ellerimle dokundum sana
Ellerim yüzümdeydi diyor Nazım Hikmet .. tam da şehre karın yağdığı ve yokluğunun buz gibi bastırdığı bir zamanda bu şiirin karşıma çıkması belki biraz acımasız oldu ama hep böyle değil midir zaten? hazırlıklı olmadığın zamanda gelir bir şeyler.. uzun zamandır yazmıyordum. parmaklarımın kalbimin kelimelerini kullanırken zorlandığını görüyorum. harflerin yan yana gelmekte zorlanması benim mi onlara artık uzaklaşmamdan yoksa onların mı beni incitmemek için yan yana gelmemek için direnmesinden bilmiyorum . tek bildiğim artık hiç bir şeyi zorlamadığım ve her şeyi kendi akışına bıraktığım..
meleklerin dans ederken şehre bıraktığı beyaz örtü gelip geçen arabaların altında şeffaf buz tabakasına dönse de aralarda kalan beyazlık insana mutlu olmak için bir sürü sebep bulabileceğini hatırlatmakta..
çayım son zamanlarda çabuk soğur oldu ya da ben zamanda çok sık kaybolmaya başladım. gittiğim yerlerden gelmek için ara ara aldığım notlar bana yaşadığım zamanı hatırlamakta bütün uyumsuzluğumu ortaya dökerken garip bir şekilde hayata uyum sağlamama yardımcı olmaktalar.. yine çayım soğudu.. yine kalbimin kelimeleri içimde akarken çok azı burada .. ihlalci çay mı acaba ruhumu bozguna uğratmakta? her yudum sonrası dudağıma yapışan gülümseme bu bozgun sonrası beni kendine esir almasından mı kaynaklanmakta.. nazım'ın dediği gibi "konuştum, konuştum, konuştum, ağzımı açmadım. sen yoktun, ellerimle dokundum sana ellerim yüzümdeydi.."
parmaklarıma bulaşan bir kaç kelime buraya sığınırken bir yudum çay ve bir gülümseme .. gerisi falan filan işte..
parmaklarıma bulaşan bir kaç kelime buraya sığınırken bir yudum çay ve bir gülümseme .. gerisi falan filan işte..
10/23/2014
seninle konuşmadığım, konuşamadığım her gün dışıma çıkmayan sözlerle biraz daha içime gitmekte ve içe doğru genişlemekteyim. Bu iyi bir şey mi kötü bir şey mi aslında çok da bilmiyorum. ses olmayan kelimeler eskiden içimde çok çabuk yankılanırdı. kendi kendime konuşmalarım kalabalık bir hal alır sanki yüzlerce insan başımda hep bir ağızdan konuşurlardı. şu oldu .. bu oldu.. acaba.. şimdi.. yokk yok.. ama.. özledin.. seviyorsun.. hayır ne münasebet canım.. hem o.. .. yapsan.. yok hayır yapmamalısın... o bunu demek istedi.. hayır tabi ki de... şeyy.. ne şeyiii.. düşünmüyor musun? anlamıyor musun? görmüyor musun? hissetmiyor musun? duymuyor musun? ..caksınn.. ceksin.. cak .. cek.. vs... o kadar çoktu ki bu sesler hangisini seslendirsem bir diğerinin hatırı kalırdı. şimdi içime düşen kelimeler yankı yapmayı bırak düştüğü yerde ses bile çıkarmamakta.
yankılanan kelimeler olmayınca yalnızlığımı daha az hisseder oldum. yalnızlığımı diyorum hala sensizliği demeye cesaret edemediğimden olsa gerek.. ya da belki de hala sensiz olduğumu anlamadığımdan.ben görmeden de sevebiliyorum ne yapayım. ben olmayı bırakmak belki de asıl sorun; ne sensizlik, ne yalnızlık,sadece ben olmak sana gelmeden içime düşen bütün kelimelerle..
nazende sevgilim yadıma düştün diyor figen genç arka fonda..çayım yine soğudu. fotoğrafına bakarken geçen zamanı anlamak için dakikaları saatleri değil içmeden soğuyan çaylarımı sayıyorum .. komik değil mi? yanındayken ayaklarım yere basmamış hiç. ne tuhaf sen yanımdayken olan bütün fotoğraflarda uçar gibiyim . sessiz o yüzden mi kanadı kırık kuş misali hissedişim kendimi?
ah bu kelimeler. . konu sen olunca nasıl kanat çırpmaktalar . nasıl telaşlı ve heyecanlılar.. birbirine dolaşmakta ama ısrarla cümle olmaya çalışmaktalar.. sırf sana yol alabilmek için nasıl da çırpınmaktalar ruhumun ıssız mecralarında ..
ah bu sensizlik..
ah bu ben..
ah bu sana yol almaya çalışan kelimeler..
damla damla yanağımdan düşerken yine ellerine, kokuna, gülüşüne karıştı..
ne yapayım ben olmaktan kaçış yok işte.. görmeden de seviyorum..
yada içimin bütün kıyılarından seni görüyorum..
1/11/2014
burada buluşmalarımız.. kelimelerde..kelimelerle..
bak gördüğün gibi bütün kelimeleri geri çektim..
sözler yok
anlamlar yok
yokluğunda; hikayelere, masallara, şiirlere ve dualara sığındım
gökyüzü, yıldızlar ,deniz, rüzgar,yağmur, kar, gemiler ..
ve içinden martılar geçen şarkılara tutundum
gece oldum günü sardım
güneş oldum aya tutuldum
ama
geriye baktığımda koca bir boşluk kaldı
gördüm ki seni beklerken
"HİÇ " OLDUM
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
